|
Böğürtlen
Dikenli ve çalı görünümünde bir bitki. Ekilmemis
yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarında çok bulunur.Meyva
birçok meyvanın oluşturduğu bileşik küre biçimindedir.
Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek
tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır,
gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler
ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber;
diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal
ve basurda kullanılmaktadır.
Dizanteri
Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır. Hastada, ishal
görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın
ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki
çeşit dizanteri vardır. Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop
girmesinden 10-21 gün sonra hastalık belirtileri ortaya
çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın
krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür. Basilli
Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra
belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini
almasında kara sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve
balgam kıvamında ishal, karın ağrısı, halsizlik
ve ateş görülür. Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan
ayırmaktır.
Funda
( süpürge otu)
Bâzı türlerinin dalları ipek böcekçiliğinde askı olarak
kullanılır. Dalları çalı süpürgesi yapımında, ayrıca
yakacak olarak kullanılır. Genel olarak idrar yolları
taşlarına karşı idrar söktürücü olarak kullanılır. Funda
ayrıca, ishal ve böbrek taşları tedavisinde
kullanılır. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi çıban ve
egzamada faydalıdır. Zayıflamak için de kullanıldığı
bilinmektedir.
Gıda
zehirlenmeleri
Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk
yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür.
Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker.
Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi,
halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet
eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal
görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır.
Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden
hastaneye götürülür.
Hayıt
İdrar söktürür. Sancıları keser. Aybaşı kanamalarını
düzenler. Anne sütünü artırır. Hazımsızlığı giderir.
Karın ağrısı ve ishali keser. Ayak şişlerini
indirir. Akrep ve arı sokmalarında kullanılır.
ıleitis
İnce bağırsağın iltihaplanmasıdır. Hastada, karın ağrısı
ve ishal görülür. Buna Crohn hastalığı da denir.
Kalınbağırsak
iltihabı
Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir
hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür.
Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden
başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada
aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür.
Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet
eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu
arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak
gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez.
Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez.
Kansızlık
Tıp dilinde anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı
hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya
da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri
kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları,
aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan
olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de
görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle
özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı,
halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür.
Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır.
İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür.
Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı
gıdalar yemektir.
Karın
ağrısı
Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer,
safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası
ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi
bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol
açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur.
Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya
aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte
bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir.
Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir
doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç,
müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Kaynanadili
Dizanteri ve ishali giderir.
Kramp
Kaslarda, şiddetli bir ağrı ile beraber istek dışı
meydana gelen kasılmalara kramp denir. Çoğunlukla
yorgunluk, fazla terleme ve ishalden sonra
görülür. Atardamar hastalıkarından kaynaklanan
kramplarda mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.
Nergis
Kusturucu ve ishal etkilidir. Kurutulmuş
çiçekleri yatıştırıcı , müshil ve ateş düşürücü olarak
çay hâlinde kullanlır.
Öksürük
Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana
gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan
öksürüktür 3 grupta toplanır. - Kuru öksürük Nezle,
boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek,
sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık,
bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses
tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürükler
balgamsızdır, yani kuru öksürüktür. - Nöbet şeklinde
gelen öksürükBu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer
şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya
astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam
görülür. - Balgamlı öksürük Bu çeşit öksürük, sık sık
tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve
nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük;
Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp
hastalıkları veya tüberküloz'un bir işareti olabilir.
Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka
tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır
Raşitizm
Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni,
yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri
kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık
ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt
içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla
beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2
yaşında ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı
terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker,
bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir.
Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken
çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak
kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum
veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere
ılık banyo yaptırmak yaralıdır.
Sarılık
Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını
bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık
belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç
çeşidi vardır. - Hemolitik sarılıkKandaki alyuvarların
tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar
rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur. - Hepatik
sarılık : Bir virüsün neden olduğu karaciğer
iltihabıdır. Karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları
tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş,
iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok
görülen sarılık çeşidi budur. - Obstrüktif sarılık :
Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır. Ortak
belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı
renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun,
gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi
sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de
kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena
kokuludur. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir.
Sıkı bir perhiz uygulanır.
Şeker
hastalığı
Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden
olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir.
Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına
insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini
yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo
edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram
şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140
miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı
hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.
Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra Normal
kimselerde 80 mg. 140 mg. Orta derecede 130 mg. 190 mg.
Ağır derecede 160 mg. 215 mg. 2 çeşit şeker hastalığı
vardır. - Şekersiz Diabet : Hipofiz bezinin arka
tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği
sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp
dilinde diabetes insipidus denir. - Şekerli Diabet
:Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya
çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes
mellitus denir. Şeker hastalığını doğuran nedenler
dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur.
Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar.
Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı
vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma
yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali
görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak
titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes
kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı,
kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda
sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse
sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini,
görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz
olabilir. İki çeşit şeker koması vardır. - Diabetik Koma
:Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin
verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda
insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı,
grip veya iyileşmeyen yaralardır. - Şeker Eksikliği
Koması : Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit
koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli
açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla
miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı
yiyeceklerle beslenmektir. Şeker hastaları haftada en az
iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının
her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya
ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken
yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına
aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve
açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.
Tifo
Mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın mikrobu
çomak şeklindedir. Tifo basili adı verilen bu mikrop,
çoğunlukla tifolu hastaların dışkılarında veya
idrarlarında, kanlarında, tükürüklerinde veya
vücutlarında görülen deri döküntülerinde bulunur. Tifo
salgınına, lağım suları karışmış içme suları veya lağım
suları ile mikroplanmış yiyecek maddeleri neden olur.
Salgın daha ziyade yaz ve sonbahar aylarında görülür.
Hastalık, mikrop vücuda girdikten yaklaşık 7-15 gün
sonra ortaya çıkar. Hastalığın ilk günlerinde yorgunluk
ve baş ağrıları görülür. Fakat hasta yatmak ihtiyacını
hissetmez. Birkaç gün sonra ateş yavaş yavaş yükselmeye
başlar. İştahsızlık, baş ağrısı, burun kanaması,
bronşit, mide ve bağırsak bozuklukları ile birlikte
ishal görülür. İlk belirtilerin ortaya çıkmasını
takip eden birkaç gün içinde ateşi daha da yükselir.
Göğsünde karnında ve sırtında pire ısırığına benzeyen
kırmızı lekeler belirir. Bu günler içinde tansiyon
düşer, nabız da yavaşlar. Hastalığın üçüncü haftasında
karın gerginleşir ve şişer. Dışkı ise yumuşaklaşır,
bağırsak kanamaları görülebilir. Bademcikler
iltihaplanmış, hasta zayıflamıştır. Üçüncü haftanın
sonlarından itibaren, ateş düşmeye ve diğer belirtiler
kaybolmaya başlar. Tifo kalbi, beyni, böbrekleri,
akciğerleri, karaciğeri, göz ve kulak sinirlerini
etkiler. Bu nedenle iyi tedavi şarttır. Hastaya süt,
yoğurt, ayran, hoşaf, meyve suları, limonata, portakal
suyu, yumurta sarısı, yumurtalı çorbalar, iki kere
çekilmiş etten yapılmış köfteler, sebze ve meyve
püreleri verilir. Çok su içirilir. |